top of page

Dersler Değil, Yük Ağır: Öğrencilikte Görünmeyen Baskılar

  • Yazarın fotoğrafı: Şevval Kızıldağ
    Şevval Kızıldağ
  • 14 saat önce
  • 1 dakikada okunur

Öğrencilik çoğu zaman “ders çalışmak”la tanımlanır. Oysa çoğu öğrenci için asıl yorucu olan, sınavlar değil; beklentiler, kıyaslanmalar, gelecek kaygısı ve “yetiyor muyum?” sorusudur.

Bir öğrencinin çantasında sadece kitaplar yoktur.

Ailenin umudu, öğretmenin beklentisi, arkadaş çevresinin kıyasları ve kendi iç sesi de taşınır. Bazen en ağır olan, görünmeyen bu yüktür.

Andante felsefesi, burada devreye girer:

Hayat bir yarış değil, bir tempo meselesidir. Herkesin adımı, nefesi, öğrenme hızı farklıdır. Hızlanmak zorunda hissettiğimizde iç ritmimizi kaybederiz.

Masal terapide sıkça rastlanan bir tema vardır:

Küçük kahraman, yola çıktığında henüz ne yapacağını bilmez.

Ama masal ilerledikçe şunu fark ederiz: Güç, en baştan sahip olunan bir şey değil; yolda gelişen bir şeydir.

Öğrencilik de biraz böyledir.

Her şeyi baştan bilmek zorunda değilsin.

Her derste parlamak zorunda değilsin.

Ama yolun neresinde olduğunu fark etmek, çok kıymetlidir.

🎧 Bu bölüme eşlik edecek müzik önerisi:

Yavaş tempolu, sözsüz bir piyano parçası – zihni sakinleştirir, düşüncelere alan açar.

Ludovico Einaudi – Nuvole Bianche


Andante’den bir not:

Eğer “herkese yetiyorum ama kendime yetemiyorum” hissi tanıdık geliyorsa, bu yükle yalnız kalmak zorunda değilsin. Danışma süreci, çantandaki yükleri tek tek fark etmene ve hangilerinin sana ait olmadığını ayırmana yardımcı olabilir.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Odaklanamıyorum Değil: Zihnin Yorgun Olabilir

Birçok öğrenci şunu söyler: “Dersin başına oturuyorum ama aklım başka yerde.” Bu hemen bir problem değildir. Bazen bu, zihnin verdiği bir dur sinyalidir. Sürekli tetikte olan bir zihin; geleceği düşün

 
 
 

Yorumlar


bottom of page